"Ne midemiz ne de dolaplarımız Peygamberinkine ve ashabınkine benzemiyor"
Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından Mardin'in Mazıdağı ilçesinde düzenlenen programda Hazreti Muhammed ve ashabının büyük zorluklar yaşadıklarına dikkat çekildi.

Peygamber Sevdalıları Vakfı Mazıdağı Temsilciliği, "Yolumuzu Aydınlatan Yıldızlar" konulu etkinlik düzenledi.

Etkinlik, Mahmut Aktimur’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Program ilk olarak konuşan Eğitimci Veysi Ekici Hazreti Hatice'nin hayatından kesitler sunarken, örnek bir kadının nasıl olması gerektiğine vurgu yaptı.

Hazreti Hatice'nin iffetiyle tanındığını hatırlatan Ekici, "Hazreti Hatice, günümüz insanlarına sunulan ahlaksızlığın moda olduğu bu dönemde insanların da bir sel gibi kapılıp gittiği süreçte adeta 'iffetli olun, değerli olan ahlaksızlık değil tam tersine iffetli olmaktır' diyor. Nasıl ki Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cahiliye döneminin günahlarından uzak durmuşsa Hazreti Hatice annemiz de tıpkı Hazreti Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gibi cahiliyenin kirlerine bulaşmamış ve böyle bir yaşantı bizlere sunmuştur. Günümüz dünyasında,  sözde ‘kadın hakları’ ve ‘kadın özgürlüğü’ adı altında, İslam dışı ve İslam’a uymayan insanların model olarak baz alınmasının altında topluma iffetsiz bir yaşam aşılanıyor. Hazreti Hatice annemiz bize güneş gibi parlak bir örnek olarak karşımızda duruyor. Nasıl mı? Tacir bir iş kadını ama iffetli bir kadın ve iffetli bir yaşam içerisinde barındırıyor." dedi.

Mekke döneminin sıkıntılı ve zorlu dönemlerinde Hazreti Hatice'nin, gösterdiği fedakârlık sabır ve cömertlikten söz eden Ekici, "Hazreti Hatice zor şartların kadınıydı. O eşine kolay bir zamanda gelmedi. Mekke dönemini anlatmaya kelimeler yetmez. Hazreti Hatice annemiz müminlerin annesi olduğunu sabırla, imanla ve teslimiyetle çağımıza kadar ulaştırdı ve sadece o zamandaki Müminlerin annesi değil kıyamete kadar tüm zamanlarda Müminlerin annesidir ve sürekli anılacaktır." ifadelerini kullandı.

Ardından konuşan İlahiyatçı Yusuf Tutak, Sad Bin Ebi Vakkas'ın örnek şahsiyetine değindi.

Sahabelerin anne-babaları ile günümüz ebeveynlerini  kıyaslayarak salondaki gençlere seslenen Tutak, "Anneleriniz ve babalarınız, ellerinizden tutarak sizleri İslam’ı öğreneceğiniz, önderlerinizi, rehberlerinizi tanıyacağınız programlara getiriyorlar. Sahabelerin annesi, babası böyle değildi. İslam’a götürmüyorlardı. Anne ve babanızın kıymetini biliniz.  Eğer size İslam'ı anlatıp elinizden tutarak sohbetlere götürüyorsa onların sadece ellerinden değil ayaklarından da öpün." dedi.

Anne ve babalara da ayrıca seslenen Tutak, Allah’ın nasip ettiği evlatların Allah ve Resulünün isteği şekilde terbiye edilmediği takdirde Allah’a ne hesap verileceğinin düşünülmesini tavsiye etti.

"Dinimden vazgeçmem ve taviz de vermem"

Çevresi tarafından annesine en fazla kıymet veren kişi olarak tanınan Sad bin Ebi Vakkas’ın (radiyallahu anhu), İslam ile müşerref olduktan sonra hayatının çileler ve fedakârlıklar ile geçtiğine değinen Tutak, sahabenin karşılaştığı aile imtihanına değindi.

Tutak, "Sad bin Ebi Vakkas’ın annesi Sad’ı imanından çevirmek için dedi ki ‘Ey Sad! Ya imanından vazgeçersin ya da Mekke meydanında açlık grevine gireceğim, ta ki ölünceye kadar. Ve insanlar diyecek ki ‘şu adam annesini öldürdü’ sen insan içine çıkamayacaksın. Sad bin Ebi Vakkas bakıyor ki olmuyor,  annesine diyecek ki;  ‘Ne olur yapma anacığım. Bil ki senin yüz canın olsa, her günde bir canın çıksa, ben yine de dinimden vazgeçmem ve taviz de vermem." ifadelerini hatırlattı.

"Konu iman olunca her şeyin üstünü çiziyor"

Hazreti Sad'ın bu davranışlarından dolayı ayet nazil olduğunu belirten Tutak, "Anne babanız müşrik ve kafir bile olsa iman konusu hariç diğer konuda onlarla iyi geçinmek zorundasınız. Bugün bakıyoruz ki herkesin anne babasıyla sorunu var. Hiçbir kimsenin böyle bir hakkı yok. Anne ve babayla sorun yaşamayız iman konusu hariç." dedi.

"Ne midemiz ne dolabınız Peygamberinkine benzemiyor"

Sahabenin her türlü zorlu imtihanlardan geçtiğini söyleyen Tutak, "Açlıktan uykudan uyananınız var mı? Açlıktan ağaç kabuğu yiyeniniz var mı? Ne midemiz nede dolaplarımız Peygamberinkine ve onun ashabınkine hiç benzememiş. İslam bugünlere kolay gelmedi. Yiğitler açlıktan ağaç kabuklarını yediler ama yine de ‘biz bu İslam'ı kendimizden sonraki nesle ileteceğiz’ dediler Bugün onların gösterdiği o dirayet ve istikamet sayesinde biz İslam'la müşerref olduk. Bugün bir elimiz yağda bir elimiz balda onu beğenmiyoruz, bunu beğenmiyoruz, 'bu benim mideme dokunuyor' diyoruz. Sad bin Ebi Vakkas diyor ki ‘dışarı çıktığımda ayağım bir deri parçasına takıldı, kaldırdım ve ay ışığında ona baktım ki bir deri. Hemen koşturarak eve geldim. O deriyi yıkayıp kaynattım ve o deriyi yemeye kıyamadım. Günlerce o deriyi tekrardan kaynatarak suyunu içtim.' Biz bir iş yapınca ‘ben yaptım’ diyerek havamızdan geçilmiyor."

Programda ses sanatçı Mehmet Ali Oğuz ilahi ve ezgiler seslendirdi. Program, Mehdi Tuna’nın yaptığı dua ile sona erdi.

Kategori: Genel
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-