AK Partili eski Kürt vekilden çarpıcı seçim değerlendirmesi
AK Parti eski Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, 31 Mart yerel seçimlerini değerlendirerek, "Kürtlerin artık tepkisel, terbiye edici ve tavır koyucu bir eğilime doğru gittiğini görüyoruz" dedi.
AK Partili eski Kürt vekilden çarpıcı seçim değerlendirmesi

Batıda AK Parti, Kürt illerinde de HDP'nin Kürtlerin tepkisi ile karşılaştığını vurgulayan Kurt, yakın zamanda yeni bir demokratik açılım sürecinin beklenmediğini ifade etti.

AK Partili eski Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt Rûdaw’ın sorularını yanıtladı.

2019 yerel seçimlerini iktidar ve muhalefet açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle İstanbul ve Ankara'da ortaya çıkan tablo nasıl okunmalıdır?

İstanbul'da Kürt oylarının kilit rolü oynayacağını, Ankara'da da milliyetçi, muhafazakar oyların, özellikle MHP kanadının kilit rol oynayacağını daha önce de ifade etmiştim. Netice de öyle oldu. AK Parti'nin MHP ile ortaklaşması ve Ankara'da MHP'nin oylarını tamamen alamaması, bir de İstanbul'da kaybettiği Kürt oyları ciddi anlamda kötü sonuçlar doğurdu.

Özellikle batıda Kürtlerin sisteme entegre edilmesi konusunda yaşadığı problemler açısından da ciddi anlamda reaksiyon verildiğini gösteren başka bir tablo. Aynı tabloyu batı diye tabir ettiğimiz Mersin, İzmir, Antalya ve Adana'da da benzer şekilde görmek mümkün. Dolayısıyla batıda entegre olamayan Kürtlerin bir tepkisel konsolidasyona doğru gittiğini söylemek mümkün.

Görülen o ki AK Parti, MHP oylarından gerektiği şekilde istifade edemedi. Netice de de özellikle büyük şehirlerde beklediği sonucu alamadığını söylemek mümkün.

"Kürt seçmen terbiye edici oy kullandı" demiştiniz, bunu AK Parti ve HDP nasıl okumalı?

Bölgede özellikle HDP açısından yaşanan oy kayıpları, bir önceki seçimle beraber devam ediyor. Özellikle projesizlik, çözüm partisi olmak yerine slogan partisi olmaya doğru gidişi ve HDP tarafından bu tutumun sürdürülüyor oluşu buna sebeptir. Yine bölge halkı tarafından yaşanan kayıplardan sorumlu görülmesi, özellikle çukur ve hendek olaylarında yaşattığı acıların halen taze oluşu, gibi etkenlerden dolayı terbiye edici oyla karşılaştığını söylemek mümkün.

Ak Parti açısından da HDP ve PKK'ye olan kızgınlığın Kürtlere olan kızgınlık gibi aradaki çizginin kaybolması şeklinde yansımasından kaynaklıdır. Ayrıca özellikle daha önce ifade ettiğim gibi, ülkenin batısında Kürtlerin sisteme entegre olma sorunu var. Demokratik temsil hakları, milletvekili listeleri ve belediye meclis üyeliklerinde yer alamamaları, belediye başkanlıkları, bürokrasi, siyaset, ekonomi gibi alanlarda hak ettikleri yerleri alamamış olmakla ilgili uzun süredir bir tepkiselliğin geliştiğini hep ifade ediyordum. Bugün geldiğimiz noktada tepkiselliğin artık terbiye edici, tavır koyucu eğilime doğru gittiğini görüyoruz.

Özü itibariyle ülkenin batısında AK Parti Kürt seçmenin tatminsizliğini, HDP de bölgede Kürt seçmenin rahatsızlığını dikkate almış olması gerekiyor diye düşünüyorum.

Şırnak ve Bitlis'te AK Parti, Dersim'de ise Türkiye Komünist Partisi adayının kazanması nasıl okunmalı?

Bir iki seçimdir HDP'nin bölgede kan kaybı devam ediyor. Az önce de ifade ettiğim gibi çözümsüzlük, slogan partisi olma havası bunun olmasında etkili oldu. Özellikle Kürt meselesi üzerinden kurulmuş HDP'nin başına Türk solunun marjinal gruplarının getirilip Kürt halkının önüne konulması, aday profillerinde bölgesel eğilimlere ve yerel halka çok saygı gösterilmemesi buna sebep olmuştur. Yine çok şikayet edilen AK Parti'nin kayyum atamalarını aslında HDP başlatmıştır.  Halk buna tepkilidir. Yani her belediye başkanın yanına başka bir başkanın (eş başkan) gölge bir şekilde bütün belediyelerin üzerinde var olması gibi bir kayyumculuk söz konusu.  Bunun yanı sıra birçok benzer uygulamaları da var. Çözüm sürecinde bölgede yaşanan haraç alma, mahkeme etme gibi tamamen hukuku kendinden menkul bir sürecin topluma dayatılmış olmasına karşı tepkilerin yansımasını görüyoruz. Süreç içerisinde bölgede güvenlik noktasında istikrar sağlandıkça bu tepkilerin daha açığa çıkacak hale gelmesini görmek mümkün.

Seçim atmosferinden çıkan süre 4 buçuk yıl daha seçimlere girmeyecek. Bu süreçte yeni bir açılım beklenebilir mi?

Bu süreçte "açılım olup olmayacağı" yerine "demokratik süreç işleyecek mi?" demek daha doğru olur. Demokratik açılımın beklenmesi Türkiye açısından zor olur. Çünkü Türkiye'de kutuplaşma derinleştikçe bir şekilde hukuk insanların yaşam alanlarını daralttıkça bu anlamdaki ihtiyaçlar zirve yapmakta ve tepki gelişmekte. Bu seçim sonuçlarından okunması gereken şeylerden bir tanesi de toplumun rahatlatılması olsa gerek. Tabii açılımdan önce Türkiye'nin önünde bir ekonomik problem var, ekonomik darboğaz var. Bunu aşma çabası öncelikli mesele olarak ele alınıyor gibi görünüyor. Ve buradan elde edilecek başarı neticesinde demokratik açılım ihtimalini konuşmak sözkonusu olacak.

Bir başka konu da bölgesel istikrarın sağlanmasına ilişkin. Örneğin Irak Kürdistanı, Suriye ve İran ile ilişkilerin belli bir istikrara kavuşturulmuş olmasının Türkiye ekonomisine katkısı olacağını düşünüyorum. Bu boyutuyla yapılacakları birlikte göreceğiz inşallah.

 

Kategori: Genel
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-