500 yıllık tarihi Deve hamamı bakımsızlıktan dökülüyor!
Diyarbakır’ın Sur İlçesinde bulunan tarihi Deve hamamı bakımsızlıktan dökülüyor. Şahıs mülkiyetinde olan ve birçok hissedarı bulunan tarihi hamam içler acısı bir durumda.
500 yıllık tarihi Deve hamamı bakımsızlıktan dökülüyor!

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde çürümeye terk edilmiş tarihi bir hamam Deve (Deva) Hamamı. Deva Hamamı’nın gün yüzüne çıkması için bir buçuk yıldır çaba harcayan ve adeta çöplük içindeki tarihi yapıyı temizlemeye çalışan Cuma Akgün, tarihi yapının restorasyonu için yetkililere seslendi.

‘Bir buçuk senedir burayı temizlemeye çalışıyorum’

Alipaşalı Cuma Akgün, tarihi yapının kaderine terk edildiğini belirterek, “Doğma büyüme Alipaşa çocuğuyum ve hala Alipaşa’da kamet ediyorum. Şuan işsizim. Bu hamamın ortakları akrabamdır. Burayı bana temizlemem ve bir süre işletmem için verdiler. Bir buçuk senedir burayı temizlemeye çalışıyorum. Burası ilk geldiğimde adeta çöplük gibiydi. Hazine arayıcıları buranın altını üstüne getirmişlerdi. Hamamı üç dört yerinden metrelerce (yaklaşık 8 metre) kazmışlardı. Burası terk edilmiş bir yerdi ve burayı madde bağımlıları mesken eylemişti” diye konuştu.

Tarihi hamamın çürümeye terk edilmesinden rahatsız olduğunu ifade eden Akgün, şöyle konuştu: “Amacım bu tarihi eserin bu pislikten kurtulması ve gün yüzüne çıkmasıdır. Ben burada olayım ya da olmayayım, benim amacım bu tarihi değerimizin toplumun hizmetine sunulmasıdır. Tarihi bir değerimizin çöplük içinde olması ve çürümeye terk edilmesine gönlüm razı gelmedi. Burası restore edilse ve hizmete açılsa; yerli yabancı turist gelse buraları gezse bu tüm herkesin yararınadır. Yetkili bir büyüğümüz burayı görür ve restore edilmesi için sahip çıkar diye uğraşıyorum. Burayı şimdilik elimden geldiğince temizledim ve kafe olarak kullanıyorum. Çay, kahve, meşrubat vs. servisimiz vardır. Haftanın dört günü burada mahalli sanatçılar canlı müzik yapıyor. Perşembe’den Pazar’a kadar burada canlı müzik öğleden sonra saat 14:00’te başlıyor ve akşam saat 20:00’a kadar devam ediyor. Mahalli sanatçılarımız memleketimizin yöresel türkülerini burada seslendiriyor. Bunlardan biri de Beşir Kaya’nın oğlu Murat Kaya’dır.”

Deva Hamamı halk arasında ‘Deve Hamamı’ olarak biliniyor

 Tarihi hamama ilişkin duyumlarını aktaran Akgün şunları söyledi: “Bu hamamın esas ismi Deva’dır ama halk arasında buraya Deve Hamamı deniyor. Deve hamamı ismi nereden geliyor; buraya bir kervan geliyor ve bu kervandan bir deve üç gün kayboluyor. Üç gün boyunca deveyi arıyorlar ve sonunda bu hamamda buluyorlar. Ama devenin hamama nasıl geldiği konusunda bir bilgi yok. Bu tamamen bir söylenti ve bu söylenti üzerine buranın adı Deve Hamamı olarak halk arasında yaygınlaşıyor.”

‘Hamamın iki kubbesi yıkılmış haldedir’

 Hamamın mimarisi hakkında konuşan Akgün, “Deva Hamamı bin 500 metrekare kapalı alana sahip olup, sekizgen kubbe şeklinde yapılmıştır. Şuan kafe olarak kullandığımız hamamın dinlenme bölümüdür. Hamamın yıkanma yerleri henüz yeterince temizlenemedi ama ziyaret amaçlı olarak gezilebiliyor. Hamamın iki kubbesi yıkılmış haldedir. Hamamın mülk sahipleri çok ortaklıdır. Yani müşterek hisselidir ve birçok hissedarı Avrupa’da, yurtdışındadır” ifadelerini kullandı.

‘Tarihi eserlerimizi gün yüzüne çıkarmak memleketimiz için bir kazançtır’

Tarihi hamama sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Akgün, yetkililere seslenerek, “Yetkililerden ricam bu güzelim eserlerimize, tarihi değerlerimize sahip çıkılsın. Tarihi eserlerimizi gün yüzüne çıkarmak memleketimiz için bir kazançtır. Buranın restore edilip turizme kazandırılması memleketimizin tanıtımına katkı sunar. Ama maalesef birçok tarihi eserimiz çöplük içinde çürümeye terk edilmiş durumdadır” şeklinde konuştu.

Hâlihazırda kafe olarak hizmet veren tarihi hamamda canlı müzik yapan ve Bölgede sevilen bir halk müziği sanatçısı olan Beşir Kaya’nın oğlu Murat Kaya ise tarihi hamamın turizme kazandırılmasının altını çizdi.

‘İnsanlar buraları gelip görsün bizi tanısınlar istiyorum’

Evli ve dört çocuk babası olan 43 yaşındaki sanatçı Murat Kaya,  şunları söyledi: “30 yıla yakındır müzisyenim. Beşir Kaya’nın oğluyum ve müzikle uğraşmamın en büyük etkeni de babamdır. Müziğe heves edince okulu yarıda bıraktım. Bugüne kadar Türkiye’nin birçok ilinde (İzmir, Ankara, Mersin) sahne aldım. Bir albümüm var ve iki tane de klip yaptım. Bu baharda bir iki klip daha yapmayı planlıyorum. İki yıldır Diyarbakır’dayım. Yaklaşık 8 aydır da Deve Hamamı Cafe’de sahne alıyorum. Burada ısınma sorunu olduğu için kış mevsiminde burası pek kalabalık olmuyor ama önümüz yaz ve gün geçtikçe daha çok insan buraya geliyor. Halkımızın bu tarihi mekâna gelip buraları görmelerini ve bizi dinlemelerini istiyorum. Burası yıkık dökük de olsa insanın doğup büyüdüğü yerlere sahip çıkması güzel bir duygudur. Memleketimizin tanıtılmasına katkı sunma çabasındayım. İnsanlar buraları gelip görsün bizi tanısınlar istiyorum. Tabii olur da burası restore olursa her yerden farklı kültürlerden insanlar burayı gezip görmeye gelirlerse çok daha iyi olur. Bunun için de yetkililerimizin bu tarihi mekânın restorasyonu için ön ayak olmaları, destek vermeleri gerekiyor.”

‘Babam bu toprakların bir değeridir ve onunla gurur duyuyorum’

En büyük hayalinin babasının çizgisini devam ettirebilmek olduğunu belirten Kaya, şöyle konuştu: “Beni dinleyenler Beşir Kaya’nın oğlu olduğumu öğrendiklerinde daha çok ilgi gösteriyorlar. Babam bu toprakların bir değeridir ve onunla gurur duyuyorum. Beni tanıyanlar, bilenler Beşir Kaya’yı dinliyormuş gibi oluyorlar ve bu durum benim de çok hoşuma gidiyor. Sesimiz benziyor ama tabii tarzlarımız farklıdır. Babam halk müziği okurdu, ben ise arabesk, fantezi, halk müziği karışık okuyorum. Yani, benim karma bir tarzım var ama ağırlık yöremizin türküleridir. Gerçi günümüz şarkıları artık hepsi birbirine benziyor. Öyle bir hale geldi ki, müzik alanında özgün üretimler çok azaldı. Şuan söz ve bestesi bana ait olan dört eserim var. Hayat şartları bu alanda kendimi geliştirebilmeme pek şans tanımadı ama inşallah yakın zamanda yeniden özgün eserle üretmeye devam edeceğim. Evet, karma bir tarzım var, değişik eserler seslendiriyorum ama bu günümüz şartlarında aynı zamanda bir avantajdır da. Ama her ne kadar farklı tarzlarda eser seslendirsem de en büyük hayalim babamın çizgisini devam ettirebilmektir.”

Deve Hamamı Tarihçesi:

16. Yüzyıl’da inşa edilen hamama, büyüklüğü nedeniyle “Büyük Hamam” da denilirken,  eski bir öyküye göre, kervandan kaybolan bir deve birkaç gün arandıktan sonra bu hamamda bulunmuştur. Bu nedenle hamama, “Deve Hamamı” da denilmektedir. Ayrıca şifa kaynağı olması nedeniyle halk arasında “Deva Hamamı” da denilir. Dikdörtgen planlı olan hamamın yapı malzemesi bazalt ve moloz taştır. Sekizgen kasnak üzerine oturtulan, sekiz köşeli kubbesi olan hamama girildiğinde, geniş soyunmalık kısmına geçilir. Kubbeye geçişler tromplarla sağlanmıştır. Soğukluk yan yana iki kubbe ve yarım kubbeyle örtülmüştür. Bu plan özellikleriyle farklı bir mimariye sahiptir. (TİGRİS HABER GAZETESİ)






Kategori: Genel
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

KATEGORİ HABERLERİ

-