20 Kasım 2017 Pazartesi

Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanarmış

09 Haziran 2014 Pazartesi, 15:41

Bilindiği üzere bir süredir Diyarbakır’da çocukları dağa kaçırılan aileler ve özellikle anneler bir oturma eylemi yapmaktadırlar. Bu eylemin ilk ayağı, 15 yaşındaki oğulları,  bilinen süreçle dağa kaldırılan Sinan Böçküm’ün ailesi tarafından başlatılmış ve oğullarını geri getirmeyi başarmıştı. Bu başarı, istekleri dışında evlatları dağa kaçırılmış olan diğer aileler için bir umut ışığı olmuş ve onlar da benzeri bir şekilde Diyarbakır Büyük şehir belediyesi önünde çadır kurup eylem başlatmışlardı. Belli bir süre sonra da Özellikle Diyarbakırlı bir aile bdp il binasında iki küçük çocuğunu istemek için girişimde bulunmuşlardı. Bu aileye karşı orada kötü muamelede bulunuldu, darp edildiler kafaları kırıldı. Kadınlar bile bu dayaklardan nasibini almış oldular.

Daha sonra bu aile, eylemlerini Dağkapı Şeyh Said meydanına taşımış oldular. Pkk-bdp ayağı, baltayı ayaklarına vurduklarını anlamış olmalıdırlar ki bu aileyi bir şekilde memnun etmeyi başardılar, tövbe ettirdiler özür dilettiler. Ve bazılarının elleri ile diğer eylemcilerin eylemlerini bitirme girişiminde bulundular. Benim tahminim bu ailelerin çocukları geri verilmiştir. Pkk-bdp ayağı Diyarbakır içerisinden olan bir başkaldırıyı göze alamayacaktı! Çünkü bu ailelerin feryadı kısa bir zamanda palazlanıp, yankı bulup ve büyüyecekti. Hem de bu aileler bana öyle geliyor ki çok şey de biliyorlardı. Neyse ki diğer yerlerden gelen aileler bunu yutmadı ve eylemlerini bitirmediler.

Belediye önünde bütün oyunları boşa çıkan bdp’ liler aileleri döverek ve on beş senedir yıkamadıkları belediye binasının önünü köpük doldurarak  oradan atmaya çalıştılar. Olmadı, aileler bu sefer Belediye önünde iki yol arasında olan ara refüjü mesken edindiler. Başbakan bu konuda epeyi bir süre sessiz kaldı. İstisnalar hariç medya da Başbakanın sessizliğine tempo tuttu. Ancak pkk eylemleri ne zaman başka yerlerde haddini aştı. Lice Darakol köyü saldırıları, Diyarbakır- Bingöl yol kesimi, Dargeçitte bir Müslümanın katledilmesi... Başbakan anneler üzerinden sessizliğini bozdu bdp- pkk den bu çocukları geri vermesini istedi ve aksi halde B ve C planlarının devreye gireceğini söyledi. Artık o kör ve sağır kesilen medyanın da gözleri ve kulakları açılmış oldu ve bölgeye akın etmeye başladılar.

Eylem yapan aileler, ülkenin değişik yerlerinden katılım gösteriyorlar ve gün geçtikçe sayıları artmaktadır. Şayet cesaret etselerdi bu ailelerin sayısı çoktan binleri aşmıştı. Ama çok organize falan değillerdir. Aynı zamanda hepsi de fakir kesimden olup maddi dar boğaz yaşayanlardandır. Bu yüzden Diyarbakır’da Faaliyet gösteren 72 İslami STK olarak kuruluşlarımızın amacına uygun ve insanlığımızın gereği olarak bu ailelere destek olmaya koyulduk. Hem böylesi sözüm ona çatışmasızlığın yaşanmakta olduğu bir hengamda bile pkk’nin eylemlerinden nasibini almaya devam edenler olarak, bu yavrularımızın dağlara çıkartılıp katiller olarak bize dönmelerini de istemiyoruz haliyle. Ancak imkanlarımızın kıtlığından dolayı yeterince yardım ettiğimizi de iddia edemiyoruz. Bazen de yeri gelince basın kanalıyla eylemleri destekleyici açıklamalarımız da oldu.

Köşeye sıkışmış olan bdp-pkk ayağı yine bildik metotlarına başvurmak durumunda kaldılar. Önce Selahaddin Demirtaş bu yüreklerinin sesine kulak verip fıtri istekleri doğrultusunda annelik saiki ile evlatlarını isteyen annelere “Bunlar istihbarat eli ile para karşılığında bu eyleme başlamışlar” dedi. Ailelerden yüksek perdeden cevap gecikmedi “Varsa satılık bir evlat sen bize sat” diyerek karşılık verince Selahattin geri adım atmak durumunda kalarak tükürüğünü yalamak zorunda kaldı. İkinci olarak da, Sur Belediye eş başkanı Seyit Narin de iki gün önce gelip bu aileleri sözüm ona ziyaret edip İslami STK’ları kötüleme yoluna gidip morallerini kırmaya çalışırken güya bizleri de 90’lı yılların katilleri olarak lanse etmeye çalışmıştır! Seyit efendiye sormazlar mı: “Doksanlı yıllarda yollara mayın döşeyip, camilere saldırıp toplu katliamlar yapanlar kim. Evlere bomba atıp kundaktaki bebekten doksan yaşındaki ihtiyarlara kadar ayırım yapmaksızın insanları katledenler kim. Bu süreçte Elli bin insanımızın yaşamını yitirmeye direk veya dolaylı sebep olan kim. Uzaklara gitmeye de gerek yok.  Daha dün kör ideolojileri ve geçici menfaatleri uğruna kızını Suriye’ye gönderip öldürten kim. Bölgede taze kan lekeleri üzerinde olan, Yüksekova’da katil, Lice Darakol köyünden aileyi toplu katletmek isteyen, Dargeçit’te Müslümanı katleden, Lice’ de insanları kirli emelleri için canlı kalkan olarak kullanıp öldürten kimlerdir?”

Yahu sizin her tarafınız kan kokuyor be. Utanmadan 90’lı yıllarda kendilerini meşru müdafaa zorunda bıraktığınız bir kesimi katillikle suçluyorsunuz. Bu ne pişkinlik bu ne yaman çelişki, bu ne yalan ve iftiralar. Ama dostlar yalancıların mumu bu sefer yatsıya kadar da yanmadı. Çocukların aileleri gereken cevabı vererek yalanlarını ağzına tıkadı. Kekeledi, afalladı, ensesini kaşıdı, geldiği gibi eli boş bir şekilde geri gitti. Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a hamd olsun.

Selam ve dua ile.

İsim * E-posta
Başlık
Yorum *
Kodu Giriniz * 7608 >>